Meine Homepage

sitemizi begendinizmi?
Wählen! Ihre Meinung
COK BEGENDIM
BEGENDIM
SUPER
IDARI EDER
KÖTÜ OLMUS
Ihr Name:

Kommentar:
Admin
BERESIL KOEYUE  SITEMIZE HOS GELDINIZ SITEMIZ SU AN  DAHA YAPILMA ASAMASINDADIR BURAYI RESIMLERLE SÜSLIYECEGIZ UMARIM BEGENIRSINIZ SAYGI VE SEVGILERIMLE AZIZ ARSLAN
  SORULARINIZ ICIN MSN IM URFALI_TATLISES63@HOTMAIL.COM
 

 

ANASAYFA


 


 

Hoºca vakit geçirmenizi dileriz...

webbot bot="HTMLMarkup" startspan -->

webbot bot="HTMLMarkup" startspan -->



 

 
 

                              ÖNEMLI HABER                        
SEYİDAN VE UBEYDAN AŞİRETİ ARASINDAKİ 6 YILLIK KAN DAVASI SONA ERDİ
  SEYİDAN VE UBEYDAN AŞİRETİ ARASINDAKİ 6 YILLIK KAN DAVASI SONA ERDİ

  VİRANŞEHİR KAYMAKAMI DR.YALÇIN YILMAZ’YÖREDE KAN DAVALARININ YÜZDE SEKSENİ BARIŞLA SONUÇLANDI’DEDİ

  Şanlıurfa’nın Viranşehir İlçesinde iki aşiret arasında devam eden kan davası 6 yıl

  aradan sonra barışla sonuçlandı. Yörenin İleri gelenleri tarafından arabuluculuk

  yapıldığı bildirilen iki aşiretin barışı Viranşehir’in Sesik Köyünde gerçekleşti.

  Viranşehirli Seyidan aşireti ve Ubeydan aşireti arasında 1998 yılında arazi

  anlaşmızlığı yüzünden sorun çıktı.Ubeydan aşireti lideri Mehmet Diken’in

  öldürülmesiyle başlayan kan davası tam 6 yıl sürdü. Viranşehir kaymakamlığı ve

  yörenin ileri gelenleri devreye girerek iki aşiretin barışması için yoğun çaba

  sarfetti. Barışmaları konusunda Seyidan ve Ubeydan aşiretnin ikna edilmesinin

  ardından Sesik Köyünde bir barış yemeği verildi. Yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı

  barış yemeğinde kan davalı aşiretler önce el sıkıştı ardından bir arada oturup yemek

  yedi. Barış Yemeğine yöre aşiretlerinin yanı sıra Viranşehir Kaymakamı Dr. Yalçın Yılmaz

  Viranşehir Belediye Başkanı Emrullah

  Cin de katıldı.

  Viranşehir Kaymakamı Dr. Yalçın Yılmaz, yörede kan davalarının yüzde 80’nin barışla

  sonuçlandığını belirterek, geri kalanlarının da hızla barışa doğru ilerlediğini

  söyledi. Yöre halkının vicdanının sesine kulak vermesini isteyen Yılmaz, “Yöre

  insanı en kısa zamanda kan davası denilen suçluyu vicdanının da mahkum edecektir ve

  çağın vebası ve illeti denen kan davaları bitecektir.”dedi

  Bölgedeki Dodukan aşiretinin ileri gelenlerinden İbrahim Direk ise Avrupa birliği

  sürecinde kan davalarının artık bitmesi gerektiğini dile getirdi.

  Bu arada kan davasının barış yemeğinde misafirlere patlıcanlı kebap ikram edilirken

  400 kilogram kıyma, 350 ile 400 kilogram arası patlıcan, 10 kasa dometes,10 kasa

  biber, 3 bin şişe su ve 3 bin kutu ayran kullanıldı
  
CANAVAR ESRARA BAŞLADI
  Psikiyatristlerden tüyler ürperten uyarı... 'Uzun yol seferlerine çıkan TIR ve kamyon şoförleri esrar içerek direksiyon başına geçiyor. Her 100 kazadan 10'unun nedeni uyuşturucu.. Ancak uyuşturucu için ölçüm yapılamıyor.

  Uyuşturucu kullanımı uzun yol sürücüleri arasında yaygın. Her 100 kazadan 10'unun nedeni uyuşturucu ama ölçüm yapılamıyor

  Uyuşturucu ölçümü yapılamadığını belirten uzmanlar, ABD ve İngiltere'de trafikte kullanılmaya başlanan ve uyuşturucu alınıp alınmadığını beş dakikada tespit eden 'uyuşturucumetre'nin Türkiye'ye de getirilmesi için harekete geçti.

  Uzmanlara göre, her 100 kazadan 10'u uyuşturucu madde kullanımına bağlı olarak gerçekleşiyor. UMATEM Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Kültegin Ögel, esrar kullanıcılarının trafikte cirit attığını belirtti. Ögel 'Esrarın etkisi 8 saat sürüyor. Kendi vakalarımdan biliyorum gençlerin yanı sıra özellikle uzun yol seferlerine çıkan TIR ve kamyon şoförleri arasında esrar kullanımı çok yaygın. Esrar refleksleri bozduğu için kazalar oluyor. Aynı şekilde uyuşturucu hap alanlar da çok fazla. Uyku reflekslerini bozan bu ilaçla sürücü trafikte canavara dönüşüyor' dedi.

  Kokain kullanan var

  Trafikte sürücülere sadece alkol testi yapıldığını belirten Gençleri Uyuşturucudan Koruma Derneği Başkanı Psikiyatrist Doç. Dr. Arif Verimli de, özellikle uzun yol şoförlerinin uyuşturucu kullandığını kaydetti. Hastalarından örnekler veren Verimli, 'Bir hastam kokain kullanıyor. Bir başka hastam da 'Halüsinojen' içeren hap alıyor. Otobanda, karşısında olmayan insanları görüyor. Bunları ezmemek için bariyerlere çarpıyor ya da arkadaki araçların zincirleme kaza yapmasına neden oluyor' diye konuştu.

  Beş dakikada tespit ediliyor

  Alkol tespitinin aksine, uyuşturucu alınıp alınmadığını belirlemek, uzun bir süreci gerektiriyor. Bir kişinin uyuşturucu kullanıp kullanmadığının tespiti için ancak ölümlü ya da yaralamalı trafik kazasına karıştığında test yapılabiliyor. Adli rapor tutulması gerektiğinden, savcı ya da mahkemenin isteği üzerine idrar ve kan tahlili yapılıyor. Vücutta 8 saat kalan uyuşturucu, kan ve idrar tahlilinde çıkıyor.

  ABD'de kullanılıyor

  ABD ve İngiltere'de, trafik kazalarında kullanılan 'uyuşturucumetre' cihazının Türkiye'de de kullanılması gerektiğini belirten Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Keramettin Kurt, '14 bin dolar değerindeki cihazla ilgili tüm araştırmamızı yaptık. Bilgilerimizi İçişleri Bakanlığı ile paylaşacağız. Bir Bond çantanın yarısı büyüklüğünde cihaz, sürücünün dil altına yerleştirilen kılcal tüplerle alınan tükürük salgılarından alkol ve uyuşturucu beş dakikada tespit ediliyor. Bunun Türkiye'ye getirilmesi için rapor hazırlıyoruz' dedi.
 
FACİA YI KENDİSİ ÖNLEDİ
  Tanker Faciası Son Anda Önlendi

  Sabah saat 07:30 sıralarında Akabe rampasından inen Necat Süratti idaresindeki 33 B 5608 plakalı benzin yüklü tanker freninin patlaması sonucu büyük tehlike atlattı. Rampadan fireni boşalmış şekilde süratle şehir merkezine gelen tankerin sürücüsü önünde seyertmekte olan 45 EL 328 plaklı beyaz eşya yüklü kamyondan kendisini durdurmasını istedi.

  Duyarlı komyon sürücüsü Kemal Dönmez ise yüklediği beyaz eşyaları ve kendi hayatını hiçe sayarak freni patlayan tankerin kendi kamyonuna arkadan çarpmasını sağladı. Freni patlayan tanker yavaşlayarak SSK kavşağına 200 M kala durdu. Olayda küçük çapta maddi hasar meydana gelirken can kaybı lmadı.

  Duyarlı sürücü sayesinde şanlıurfa büyük bir tanker

  faciasından kılpayı kurtuldu.sürücüsü Kemal Dönmez

  ise yüklediği beyaz eşyaları ve kendi hayatını hiçe sayarak

  hem Necat Süratti nin hemde şanlıurfa lıların hayatını

  kurtardı. polis duyarlı davranışından dolayı her

  iki sürücüye teşekkür etti.
ŞOFÖRLER İMANA GELDİ
  Irak'ta son meydana gelen rehin alma ve öldürmeolaylarından sonra şoförler yeni yöntemlerle Irak'a gidiyor. Bazı şoförler yanlarınra Kuranı-Kerim götürürken,bazılarıda arapça kasetler götürüyor. Şanlıurfa'da faaliyet gösteren bazı nakliyatçılarda Irak'a gidecek şoförlerde arapça bilme şartı koşuyor.

  20 yıldır şoförlük yapan ve sürekli Irak'a giden İsa Aslan son olaylardan sonra yanından Kuranı- Kerimi yanından ayırmıyor. Kendisinin çok iyi arapça bildiğini ve Kuranı-Kerimi'de okuyabildiğini böylelikle bir tedbir aldığını söyledi. Aslan" Bazı arkadaşlarımız kaçırılıyor ve öldürülüyor. Bu yüzden bende Kuranı-Kerim aracımda taşıyorum. Iraklılar belki beni yakalarlarsa serbest bırakırlar. Eğer arapça bilmiyorsanız Irak'a gitmeyin. Ben arapça bildiğimden kurtulma şansım biraz daha fazla" şeklinde konuştu.

  Öte yandan Şanlıurfa'da faaliyet gösteren nakliyat firmaları Irak'a gidecek olan şoförlerde arapça dili bilme şartı koşuyorlar.
GÜNLÜK GAZETE BAŞLIKLARI 14 AĞUSTOS 2004
  HÜRRİYET

  Atasagun: Davet başkanda geldi

  Çakıcı-Yargıtay olayında MİT, suskunluğunu bozdu. Müşteşar Şenkal Atasagun Hürriyet’e çok önemli açıklamalar yaptı.

  Bu sözlere 36 yıl isteniyor

  'Burada bizim kanunlarımız geçer... Adamlarımızı almaya geldik bize teslim edin. Oğlum 30 kilo uyuşturucu işi yapmaz. Biz yaparsak 1 ton yaparız.'

  Şii’lere Sadr yaralandı dopingi

  Necef’te ABD birliklerine karşı savaşan Şii milislerin lideri el Sadr’ın yaralandığı haberi, yandaşları arasında son derece etkili oldu.

  MİLLİYET

  Kozin görevli gitmedi

  Şenkal Atasagun, “Kaşifoğlu’nun, Yargıtay Başkanı’na gidip Çakıcı davasını geçiktirmek istemesi kişsel” dedi. İşte MİT Müsteşarı’nın anlattıkları

  Sakladılar ama hız ortada

  Atina olimpiyatları göz kamaştırıcı bir törenle açıldı. Törende olimpiyat bayrağı gödere, çekilirken oyunların sonuna kadar yanacak dev meşale ateşlendi.

  RADİKAL

  MİT’in Yargıtay’daki kulisi Çakıcı’yı kurtarmak içinmiş

  İstanbul Başsavcılığı’nın Yargıtay’a gönderdiği Çakıcı dosyasındaki biligler, Yargıtay Başkanı’nın açıklamasıyla çelişiyor: MİT lehine bozma istedi.

  İlk açıklama yalan oldu

  Dünyanın dört yılda bir tanık olduğu en önemli spor etkinliği dün Atina’da başladı.

  SABAH

  İşte o mikrop

  Eski Bakan Atasoy'u bitkisel hayata sokan, kanserden bile öldürücü stafilokok bakterisi hastanelerde fırsat kolluyor...

  AKŞAM

  Roche baskın

  SSK'ya fahiş fiyatla ilaç alındığı iddiasına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında Roche'nin muhasebe kayıtlarını incelemek için şirket merkezini polis bastı. Roche yaptığı açıklamada 'hukuka saygılıyız' dedi

  Bu gurur İbo’nun

  Dünyanın en ünlü sporcuları ile birlikte Yunanistan'da olimpiyat meşalesini taşıyan İbrahim Kutluay, 'Bu olay hem benim için hem Türkiye için büyük gurur' dedi

  VATAN

  21 bin dolar için öldüler

  Eğer trende 21 bin dolarlık otomatik fren sistemi olsaydı 10 yaşındaki Dilara... Annesi Feray Ocaktan... Seyfi Göktepe, Recep Öztürk, Abdullah Aydın, Yaşar Göktepe, Mevlüt Ünlü ve Soner Gürkan bugün hayatta olacaklardı

  TERCÜMAN

  Kazaları saldırı aracı yapıyorlar

  Tavşancıl’daki tren kazasında yaşamını yitiren 4 demiryolu işçisi, Afyon’da Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da katıldığı cenaze töreniyle toprağa verildi. SON derece üzgün olan Binali Yıldırım sitem etti: 50 yıldır kuruma bir çivi çakmayanlar bu tip kazaları demiryollarına haksız saldırı aracı alarak kullanıyor.

  TÜRKİYE

  İtirafcılar özür dilemeli

  ‘Söz konusu yazlığı kooperatiften 25 milyara aldım. Alaattin Çakıcı ile hiçbir ilgisi yok’

  TERCÜMAN

  Unakıtan’ın sırrı

  Maliye Bakanı bütçe disiplininin nasıl sağlandığını Tercüman'a açıkladı: Ödeneğinin üzerinde para istemeye gelene, 'Yok kardeşim' diyorum. Bana gökten para yağmıyor. Ödeneğin üzerinde para isteyene 'yok kardeşim' dediğini kaydeden Unakıtan, "Herkesi tasarrufa alıştırdım, kemer sıkma neymiş öğrendiler. Başbakan da bu konuda bana destek veriyor" dedi

  ZAMAN

  Gıdalar elemansızlıktan denetlenemiyor

  Gıda denetiminin çokbaşlılıktan kurtarılarak Tarım Bakanlığı’na devredilmesi yeni sorunları da beraberinde getirdi. 20 milyondan fazla insanın yaşadığı 4 büyük şehirde gıda denetimi sadece 230 kişiyle sağlanıyor.

  YENİŞAFAK

  Dersler teneffüsler gibi zevkli olacak

  Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, hazırlanan yeni ilköğretim müfredatıyla öğrencilerin derslere severek ve isteyerek gireceğini söyledi.

  DÜNYA

  Dersler teneffüsler gibi zevkli olacak

  Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, hazırlanan yeni ilköğretim müfredatıyla öğrencilerin derslere severek ve isteyerek gireceğini söyledi.

  FANATİK

  Usta ne diyorsun bu hususta! 1-0

  Konya karşısında takımını sırtlayan H.Şükür, Antep'te de Conceiçao, Necati ve Arif’e nefis gol pasları verdi ancak arkadaşları değerlendiremedi

  FOTOMAÇ

  Yüzünden düşen bin parça

  Galatasaray, 13 sezondur Gaziantep'te yenilmiyordu... 13 Ağustos Cuma gecesi yenildi... Resmen, "13'üncü Cuma" sendromu yaşadı. 1-0 kaybetti. İyi başladığı 100'üncü yılında, ilk hüsranı yaşadı... Camiada, yüzler asıldı...
ALO MEZAR HATTINA GELEN TELEFONLAR FIKRALIK
  Şanlıurfa'da alo mezar hattına gelen telefonlar yetkilileri zor durumda bırakıyor. 188 Alo Mezar hattını arıyanların ilgniç istekleri yetkilileri canından bezdirdi. Bu istekler arasında ölmüş yakını için fatiha duası okutmak isteyenler,babasının mezarının yerinde olup olmadığını öğrenmek isteyenler,yemek tarifi almak isteyenler,mezarlık almak için pazarlık yapanlar,şarkı dinletenler ve yanlış ölüm haberleri başında geliyor. Mezarlığa arıyanlar arasında İbrahim Tatlıses'in son kasetinin çıkıp çıkmadığını öğrenmek isteyenler bile var. Günde ortalama 2 bin 500 telefonun geldiği "Alo Mezar Hattı" 'nın telefonları sürekli meşgul oluyor.

  Şanlıurfa Belediye bünyesinde faaliyet gösteren 188 Alo Mezar hattına gelen telefonlar tam fıkralık. Alo Mezarlık hattına gelen lüzumsuz telefonlar mezarlık yetkililerini canından bezdirdi. Bedizzaman Aile Mezarlığı Müdürü Mustafa Özdemir günlük ortalama binlerce telefon geldiğini ve bunlardan sadece çok az bir bölümünün mezarlıklarla ilgili olduğunu söyledi. Mustafa Özdemir " Bizim mezarlık hattımızı arayanlar çok oluyor. Ama sadece çok az bir bölümü mezarlıklarla ilgili. Birisi arıyor ölmüş yakını için fatiha okumamızı istiyor. Kimi arıyor ya hee şu babamın mezarına bakın da yerinde duruyor mu diyor soruyarlar. Telefon açan bazı bayanlar ise bizden yemek tarifi istiyor. Bu telefonlar hep lüzumsuz yere açıyorlar. Gerçekten işi olan insanların da bize ulaşması bazen sorun oluyor" dedi.

  188 Alo Mezarlık Hattına gelen ilgniç telefonlardan bir kaçı

  -Alo amca babamın mezarına bakarmısın yerinde duruyor mu

  -Ya benim çok işim var şu H.H isimli mezara bir fatiha okurmusunuz hayrına

  -Abi akşam misafir var ne yemek yapayım

  -Mezardaki dedemi biraz gezdirebilirmiyim

  -Mezarlığa gelsem babamın mezarını açabilirmiyim

  -Ben öldüm gelip beni alın

  -Şu mezarı taksitle verseniz yada motorsikletimle takas edermisiniz

  -İbrahim Tatlıses'in son kaseti çıktı mı abi

  -Bir mezara kaç kişi girer abi

  -Kocam beni aldattı öldürsem şimdiden mezar alabilirmiyim
NECEF BÜYÜRK SALDIRI BAŞLADI
  Sadr milislerine karşı büyük saldırı başlatan ABD ordusu, Necef kent merkezini ele geçirdi.

  Hazreti Ali'nin türbesinin bulunduğu kentte Şii lider Mukteda El Sadr'ın Mehdi Ordusu direnişçilerini yok etmek için başlatılan geniş çaplı saldırının başladığını, Amerikan ordusu Deniz Piyadeleri'nden 1. Tabur-4. Alay Binbaşısı David Holahan açıkladı.

  Necef'te sabahın ilk saatlerinde büyük saldırının başladığına ilişkin işaretler alındığı dünya ajanslarınca bildirilmeye başlamıştı. Hazreti Ali'nin türbesine giden yollar, binlerce Amerikan askerinin katıldığı operasyonda kapatıldı.

  Kutsal Necef kentinin merkezinde bulunan Hazreti Ali türbesi civarından binlerce sivil kaçmaya başladı.

  ABD ordusu dün, az eğitim almış Irak güvenlik güçlerinin önderliğinde operasyona hazırlanıldığını bildirmişti. Associated Press ajansına göre, Irak nüfusunun yüzde 60'ını oluşturan Şiilerin ABD'ye karşı büyük öfkesini “gidermek” için Irak güvenlik güçlerinin saldırıda öncü rol alması istendi.

  Mehdi Ordusu'nun Basra yetkilisi dün, Necef'e saldırılması halinde, ülkenin petrol gelirinin yüzde 90'ını sağlayan Basra kenti petrol boru hatları ve tesislerinin havaya uçurulacağı uyarısında bulunmuştu. Şii lideri Sadr (31), dün yandaşlarına seslenirken, “Ben ölsem de savaşı sürdürün” demişti.

  ABD ordusu, dünkü açıklamada, sekizinci gününe giren Necef çarpışmalarında yüzlerce Sadr milisinin öldüğünü belirtmişti. 5 ABD askerinin kaybedildiği, 20 Iraklı subayın da öldüğü bildirilmişti.

  AMERİKAN ASKERLERİ KENT MERKEZİNDE KONTROLÜ ELE GEÇİRDİ

  Irak'ın kutsal Necef kentinde büyük bir saldırı başlatan Amerikan deniz piyadelerinin kent merkezinin kontrolünü ele geçirdikleri belirtildi.

  Görgü tanıkları, tanklar ve Humvee tipi araçlarla gelen deniz piyadelerinin bölgedeki kontrol noktalarına asker yerleştirdiklerini, Mukteda Sadr'a bağlı milislerin ise Hazreti Ali Türbesi ve civarına çekildiklerini söylediler. Mezarlıktaki çatışmalarınsa devam ettiği gelen haber arasında.

  ESSADR'A BAĞLI MİLİSLER, MEVZİLERİNİ SAVUNMAYA YEMİN ETTİ

  Sadr'a bağlı milislerse, kutsal Necef kentinde mevzilerini savunmaya devam edeceklerine yemin ettiler.

  Sadr'ın kentteki sözcüsü Ahmet Eşşibani, “Amerikan güçleriyle 8 gündür savaşıyoruz. Bir 8 gün daha savaşırız. Mevzilerimize yapılacak her saldırıyı püskürtmeye tamamen hazırız” dedi.

  Eşşibani, savunmaya Mukteda Essadr'ın öncülük ettiğini belirterek ”Mukteda askeri ve siyasi operasyonları izliyor. O bizim liderimiz. Savaşçıların morali çok yüksek” dedi.

  Eşşibani, Amerikan güçlerinin Hazreti Ali Türbesi külliyesi ve civarında önemli bir ilerleme sağlayamadığını da söyledi.

  HAZRETİ ALİ TÜRBESİ'NE GİRMEK İÇİN ALLAVİ'NİN ONAYI BEKLENİYOR

  Operasyonda Hazreti Ali Türbesi külliyesi ve mezarlık alanına Amerikalı askerlerin girmemesine dikkat edildiği bildiriliyor. Bu arada binlerce sivil kentten kaçmaya başladı.

  Amerikan askerleri zırhlı araçlarından hoparlörlerle Arapça halka seslenerek, “kentin Sadr milislerinden temizlenmesinin başladığını” duyurdu.

  BASRA HALKI: ÇOK YAŞA SADR

 

  Amerikan ordusunun binlerce askeri 800 Iraklı güvenlik elemanıyla Irak'ta Hazreti Ali türbesinin bulunduğu kutsal Necef kentini bu sabah kuşatma altına alırken, güneyde Basra kenti halkı, Necef'in Şii direniş lideri Mukteda El Sadr'ın Mehdi Ordusu'na destek gösterileri yapıyor.

  “Çok Yaşa Sadr” diye haykıran Basra halkı, “ABD desteğindeki Irak geçici başbakanı İyad Allavi ve ABD devleti kafirdir” dedi.

  Halk, “Allavi, Allah'ın düşmanıdır” diye bağırdı.

  Öte yandan Mukteda Sadr, Irak'ın güneyinde Samava kentinde 500 askeriyle su arıtma ve imar etkinliğine katılan Japonya'nın devlet televizyonu NHK'ya demecinde, “Japonya doğrudan ABD'ye siyasi ve askeri yardımda bulunursa hedef durumuna gelir” uyarısında bulundu. Sadr, geçen gün Japon birliğinin yanına düşen havan topu mermisinin kesinlikle Mehdi Ordusu'nca atılmadığını belirtti.

  Amerikan işgaline karşı direnişçilerin lideri Sadr (31), dün çok önemli bir uyarıda bulunarak, “ABD Necef'e saldırırsa Irak'ın petrol gelirinin yüzde 90'ını sağlayan Basra ana terminali boru hatlarının mutlaka yakılacağını” bildirmişti. Petrol fiyatları bu gelişmeye bağlı olarak 45 dolar sınırına dayandı.

 

  Associated Press ajansının Necef'in içinden bildirdiğine göre, 1. Tümen'den binlerce Amerikan askeri Sadr'ın Mehdi Ordusu milislerinin havan topu ateşi altında Hazreti Ali Türbesi civarını sabahtan itibaren kordon altına almaya başladı.

  Amerikalı komutanların, Irak geçici başbakanı İyad Allavi'nin onayı alınmaksızın operasyonun Hazreti Ali Türbesi içine genişletilmemesi görüşünde olduğu belirtiliyor.

  Amerikan Deniz Piyadeleri 11. Keşif Birliği komutanı Albay Anthony Haslam, “Mukteda milislerinin başlattığı savaşı bitirmek için Irak güvenlik güçleriyle son hazırlıkları yaptık” dedi.

  Hazreti Ali Türbesi yanındaki binalar patlama sesleriyle sarsıldığı sırada binlerce Amerikan askeri tank ve diğer zırhlı araçlarıyla kente kuzeyden girdi.

  ABD ordusunun Şiilerin büyük öfkesini dizginlemek için operasyonu az eğitimli Irak güçlerinin önderliğinde sürdüreceği açıklanmıştı.

  Amerikalı askerler Necef çatışmalarının 7. gününde (dün) Sadr milislerinin sebatından etkilendiklerini bildirmişlerdi.

  Amerikalı komutanlar, Sadr milislerinin gözü gibi koruduğu Hazreti Ali Türbesi'nin ele geçirilmesinin
GAP TA ULUSLARARASI SU SUPORLARI ŞENLİKLERİ
  Eylül ayında Şanlıurfa'da yapılacak Uluslararası Su Sporları Şenliği'ne, yelken yarışları kategorisinde katılacak gençler antrenmanlara başladı.

  Bu yılki yelken müsabakalarına 15 sporcunun katılacağı bildirildi. Su Sporları Şenliği'nde, Şanlıurfa'yı temsil edecek gençleri belirlemek amacıyla bir süre önce, 6-15 yaşarası gençler arasında eleme müsabakaları yapıldığı başarılı olan sporcuların lisans işlemlerini tamamladıkları kaydedildi.

  Tesislerde haftanın 5 günü antrenman yapan gençler günde 6 saat yarış teknikleri konusunda eğitim alıyor.
ŞANLIURFA SPOR UN KAMPI KIZILCIHAMAM DA
  İkinci Futbol Ligi B Kategorisi C Grubu'nda mücadele edecek olan Şanlıurfaspor, Bolu'da 2 haftadan bu yana sürdürdüğü kampta moral depoladı.

  Yarından itibaren 10 Ağustos'a kadar izine çıkacak olan futbolcular, ikinci etap kamp hazırlıklarına ise 11 Ağustos Çarşamba günü Kızılcahamam'da başlayacak.

  Teknik Direktör Erdi Demir, sezonun ilk maçında Yeni Kırşehirspor maçını farklı kazanarak, taraftarlarına 3 puan hediye etmek istediklerini vurguladı.

  Takıma yeni katılan futbolcuların, eskilerle kısa sürede uyum sağladığını belirten Demir, ''Bolu kampı her açıdan çok yararlı geçti. Futbolcular antrenmanlarda çok gayretli çalıştı. İdeal takım kurgusunu oluşturmaya çalıştık. Herşey planladığımız gibi olursa, sezon sonunda şampiyonluk ipini göğüslemiş olacağız'' dedi.
HARRAN ÜNİVERSİTESİ NİN MÜZİK VE SPOR BÖLÜMÜNE ÖN KAYITLA ÖĞRENCİ ALINACAK
  Harran Üniversitesi'nin 2004-2005 eğitim döneminde, ön kayıtla Fen Edebiyat Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümü'ne 30, Spor Öğretmenliği'ne ise 40 öğrenci alınacağı bildirildi.

  Üniversitenin internet sitesinde yer alan duyuruda Müzik Bölümü'ne özel yetenek sınavı ön kayıtlarının 23 Ağustos-3 Eylül arasında yapılacağı, sınava başvurmak isteyen adayların da ÖSS'de herhangi bir puan türünden en az 160 veya 185 puan almış olmaları gerektiğine yer verildi.

  Açıklamada, 6-10 Eylül'de yapılacak sınavda başarılı olacak 30 öğrencinin, yeni akademik yılda Fen Edebiyat Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümü'nde öğrenime başlayabilmesi için 16-17 Eylül arasında kesin kayıt yaptırması gerektiğine dikkat çekilirken Spor Öğretmenliği Bölümü'ne ön kaydı için ÖSYM'nin belirlediği kontenjana göre 15'i kız toplam 40 öğrencinin alınacağı özel yetenek sınavına ön kayıtların 23-31 Ağustos arasında yapılacağı belirtildi. Spor Öğretmenliği özel yetenek sınavına başvurmak isteyen adayların ÖSS'de herhangi bir puan türünden en az 160 veya daha fazla puan almış olması gerektiği duyuruldu. İnternetteki açıklamada, Harran Üniversitesi Spor Salonu'nda, 1-5 Eylül arasında yapılacak sınav için yaş sınırlaması olmayacağı, sınavda başarılı olanların 16-17 Eylül arasında kesin kayıt yaptırabileceğine yer verildi.

  Harran Üniversitesi'nin 2004-2005 eğitim döneminde, ön kayıtla Fen Edebiyat Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümü'ne 30, Spor Öğretmenliği'ne ise 40 öğrenci alınacağı bildirildi.

  Üniversitenin internet sitesinde yer alan duyuruda Müzik Bölümü'ne özel yetenek sınavı ön kayıtlarının 23 Ağustos-3 Eylül arasında yapılacağı, sınava başvurmak isteyen adayların da ÖSS'de herhangi bir puan türünden en az 160 veya 185 puan almış olmaları gerektiğine yer verildi.

  Açıklamada, 6-10 Eylül'de yapılacak sınavda başarılı olacak 30 öğrencinin, yeni akademik yılda Fen Edebiyat Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümü'nde öğrenime başlayabilmesi için 16-17 Eylül arasında kesin kayıt yaptırması gerektiğine dikkat çekilirken Spor Öğretmenliği Bölümü'ne ön kaydı için ÖSYM'nin belirlediği kontenjana göre 15'i kız toplam 40 öğrencinin alınacağı özel yetenek sınavına ön kayıtların 23-31 Ağustos arasında yapılacağı belirtildi. Spor Öğretmenliği özel yetenek sınavına başvurmak isteyen adayların ÖSS'de herhangi bir puan türünden en az 160 veya daha fazla puan almış olması gerektiği duyuruldu. İnternetteki açıklamada, Harran Üniversitesi Spor Salonu'nda, 1-5 Eylül arasında yapılacak sınav için yaş sınırlaması olmayacağı, sınavda başarılı olanların 16-17 Eylül arasında kesin kayıt yaptırabileceğine yer verildi.
ŞANLIURFALI ÜNLÜ KEMANCI MUŞTU NUN ÇÖP EVİNDE NE ARARSANIZ VAR
  Şanlıurfa'da vatandaşların şikayetleri üzerine bir eve baskın düzenleyen belediye ve polis ekiplerinin karşısına çöp ev çıktı. Çöp evin boşaltılması sırasında ünlü kemancı Abdulkadir Muştu'nun dışarda olduğu, eşi Fatma Muştu'nun (72) ise yaklaşık 20 yıldır evinde çöp biriktirdiği öğrenildi. Temizlik işçileri, evde araba sileceğinden balık kafasına kadar her şey buldu.

  Fatma Muştu, polislerin yatıştırması üzerine evindeki çöplerin boşaltılmasına müsaade etti. Belediye Temizlik işçileri, çöp evi yaklaşık 2 saatte temizleyebildi. Çöpleri çuvallara doldurarak traktör römorkuna yükleyen temizlik işçileri, evden 1 ton çöp çıkarttı. Boşalt sırasında temizlik işçileri zaman zaman kürek kullanmak zorunda kaldı. Temizlik ekipleri, evde en çok balık kafası ile karşılaşmalarına şaşırdı.

  Yaşlı kadının kızı Ayşe Muştu, annesinin çöp toplama ve evlerini çöplüğe çevirme hastalığının önüne geçemediklerini söyledi. Yaşlı kadın, gazetecilerin "Evini neden çöplüğe çevirdin?" sorusuna, "Siz su içip şişeleri çevreye atıyorsunuz. Ben de topluyorum. Siz de çevreye çöp atmayın." diyerek cevap vermesi dikkat çekti.
SİVEREKTE ARAZİ KAVGASI 4 YARALI
  Şanlıurfa'nın Siverek İlçesi'nde, iki aile arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden çıkan kavgada 4 kişi yaralandı.

  Edinilen bilgiye göre, Yoğunca Köyü'nde akraba oldukları bildirilen Mustafa B. ile İbrahim, Abdullah ve Yakup S. arasında köyde yapılacak bir ev yüzünden tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle, Mustafa B, İbrahim, Abdullah ve Yakup S. çeşitli yerlerinden yaralanarak, Siverek Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.
ŞANLIURFA DA TURİST SAYISI YÜZDE 45 ARTTI
  Şanlıurfa'ya yılın ilk 6 ayında gelen turist sayısının, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45 oranında arttığı bildirildi.

  144 bin 568 olduğu bildirildi. Şanlıurfa Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün verilerine göre; bu yıl turzm sezonunda 144 bin 568 tristin Şanlıurfa'yı ziyaret ettiği bildirildi. Şanlıurfa'yı geçen yılın ilk 6 aylık döneminde 3 bin 334 yabancı turistin ziyaret ettiği belirtilirken bu yıl aynı dönemde yabancı turist sayısının 2 kat arttığı kaydedildi. Turist sayısının geçen yılın ilk 6 ayında 99 bin 536 olduğu, bu yılın aynı döneminde ise bu sayının 144 bin 568'e yükseldiği bildirildi.
SERBEST BIRAKILAN TÜRK ŞOFÖR SAİT UNURLU OĞLUNA SÖZÜ OLAN BİSİKLETİ ALDI
  13 gün önce Irak'ta direnişçiler tarafından rehin alındıktan sonra serbest bırakılan Türk kamyon şoförlerinden Sait Unurlu, giderken oğlu Murat'a söz verdiği bisikleti aldı.

  Sait Unurlu, 13 gün önce rehin alındığında evinde ''babam bana bisiklet söz vermişti serbest bırakıldığında gelip bana bisiklet alacaktı'' diye gözyaşları döken Murat, babasının 6 gün önce serbest bırakılması ve eve gelişinden sonra bu isteğine kavuştu. Oldukça mutlu olduğu görülen Murat, ''Babam bana verdiği sözünü tuttu, babamı çok seviyorum'' derken bisikletini hiç yanından ayırmadı.

  Murat, küçük kardeşi Güzel ile sürekli bisikletle evlerinin önünde turlar attı. Babasının geldiğine en çok sevinenlerden Unurlu'nun büyük kızı Hatice de kardeşi Murat'ı yalnız bırakmadı.

  Hatice, "Ben babamdan bir şey istememiştim, yalnızca babamın serbest bırakılmasını istemiştim, o da oldu. Tüm yetkili amcalara teşekkür ederim'' dedi.

  Sait Unurlu, normal yaşamına dönerken ekmek parası için gittiği Irak'ta rehin alınmış ve 5 gün boyunca Iraklı direnişçilerin elinde rehin kalmıştı.
GÖĞSÜNE TAKILAN ÇELİK ÇUBUK KALBİNE SAPLANDI
  Göğüs kafesinin genişletilmesi için takılan çelik barın (çubuk) kalbine saplanması sonucu ölümden dönen Konyalı Mete Ergül, olaydan sorumlu tuttuğu İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden şikayetçi oldu.

  Selçuk Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölümü öğrencisi Mete Ergül’e, Siyami Ersek’te ‘Petkus Ekskavatum’ (Kuş Göğüs) teşhisi konuldu ve geçen eylül ayında göğüs kafesi genişletilerek 17 santimetrelik çelik bar takıldı. 4 gün hastanede yatan Ergül taburcu edildi.

  Ağrıları azalmayan, 1 ayda 15 kilo veren Ergül’ün tomografisinde, çelik barın kalbine 2 santimetre saplandığı ortaya çıktı. Ergül ameliyata alınıp 6.5 saatlik operasyonla kalbe saplanan çubuk çıkarıldı ve Mete Ergül 11 gün sonra evine gönderildi.

  Ergül, Yoğun Bakım Ünitesi’ne götürülürken, dik konumda oturtulduğu sedyenin birden bire açılması nedeniyle düştüğünü ve çelik barın kalbine saplandığını ileri sürdü. Mete Ergül, ‘Ölebilirdim. Delinen kalbimi yamadılar. Çok kısa sürede yoruluyorum. Kalbimdeki tahribat beni bu hale getirdi’ dedi. Sorumlular hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacağını, gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceğini belirten Ergül, askere gitmeye hazırlanırken çürüğe çıkarıldığını söyledi.

  HASTANEMİZ SORUMLU DEĞİL

  Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Sezen Çelik iddialarla ilgili şöyle konuştu:

  taburcu ettiğimizde hastanın hiç bir problemi yoktu. Göğsüne taktığımız çelik barın kayma riski olduğunu söyleyerek, ani hareketlerde bulunmaması ve yan yatmaması konusunda uyardık. İlk kez böyle bir olayla karşılaşıyoruz. Taktığımız çelik barın birden bire kayıp kalbe saplanması da mümkün değil. Taburcu edildikten sonra geçen süre içinde santim santim kayarak kalbe girmiştir.’
SİVEREKTE TIRNAK KONTROLÜ
  Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde zabıta ekipleri gıda maddeleri üreten iş yerlerindeki esnaflara tırnak denetimi yaptı.

  Denetimlerin aralıksız devam edeceğini belirten Siverek Belediyesi Zabıta Müdürü Murat Eyliyen, "Halkın sağlığı bizim için önemlidir. Özelikle ilçede gıda maddeleri üreten esnaflar ve kahvecileri her hafta düzenli denetliyoruz. Genel denetimlerimizin yanı sıra gıda imalatı yapanların tırnaklarını da kontrol ediyoruz." dedi.

  Eyliyen, denetimler sırasında bazı esnafları uyardıklarını, uyarıldıkları halde gerekli düzenlemeyi yapmayanları da cezalandırdıklarını ifade etti.

  20 yıldır ilçede lokanta işleten İbrahim Karakurt ise, denetimleri yadırgamadıklarını belirterek, "İş yoğunluğu nedeniyle tırnaklarımızı zaman zaman kesemiyoruz. Zabıtanın bu yöndeki denetimlerini taktirle karşılıyorum." diye konuştu.
SİVEREK TE BAKABİLECEĞİNİZ KADAR ÇOCUK YAPIN KAMPANYASI BAŞLATILDI
  Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde ''Bakabileceğiniz kadar çocuk yapın'' kampanyası başlatıldı.

  Kampanya kapsamında oluşturulan 4 kişilik ekibin, ailelere, bakabilecekleri kadar çocuk yapmalarını telkin edeceği belirtildi.

  Siverek Belediye Başkan Vekili Gülnihal İnal, "Siverek'te yoğun nüfus artışı dikkate alınarak nüfus aile planlaması başlığı adı altında bir bölüm kurduk. Bu bölümle ilgili çalışmalarımız başlamıştır. Özelikle nüfus aile planlaması konusunda bilbaordlarda yapılan afişler ve çok amaçlı toplum merkeziyle de bareber haftada veya 15 günde bir ÇATOM çalışanları ve aileleriyle de toplanıp bu konuda açıklamalar yapılacak." dedi
YILMAZ GÜNEY’İ CANLANDIRACAK
  Kurtlar Vadisi’ndeki ‘Çakır’ tiplemesiyle ekranlara gelen Oktay Kaynarca, yeni yayın döneminde yepyeni bir projeyle sevenlerinin karşısına çıkacak. Kaynarca, senaryonusu Safa Önal’ın yazdığı bir projede yeniden kamera karşısına geçecek. 15 gün sonra çekimlerine başlanacak olan ancak henüz adı belli olmayan bu dizide Kaynarca, tıpkı Çakır gibi bir tetikçiyi canlandıracak.

  Yönetmenliğini Ümit Efekan’ın yapacağı, İbrahim Mertoğlu’nun yapımcı olduğu dizide Oktay Kaynarca, her şeyi tek başına halletmeye çalışan mert bir genç rolünde izleyicinin karşısına çıkacak.

  Yılmaz Güney’in 1971 yılında yönetip başrolünü de Filiz Akın’la paylaştığı, kabadayı Fırat’la balerin Çiğdem’in aşk öyküsünü konu alan ‘Umutsuzlar’ filminden esinlenen dizide, Tetikçi olan Oktay Kaynarca’nın sevdiği kadını ise ‘Zerda’ dizisindeki rolüyle tanınan Ece Uslu oynayacak.
SAZ GRUPLARI ARTIK ŞEHİR DIŞINDA KONSER VERİYORLAR
  Şanlıurfa sıra gecelerinin aranılan isimleri olan saz grupları artık konserlerini şehir dışında da vermeye başladı.

  Şanlıurfa'nın meşhur Çekirge saz grubu dün akşam Şehitkamil belediyesi tarafından düzenlenen sünnet şöleninde müthiş bir konser verdi.

  Gaziantep'in Şehitkamil İlçesi Belediyesi'nce sünnet şöleni düzenlendi.

  Şehitkamil Belediye Başkanı Metin Özkarslı, Özgürlük Mahallesi Uzay Çatılı Pazaryeri'ndeki şölende, sünnetsiz çocuğu bulunan ihtiyaç sahibi ailelere destek olduklarını söyledi.

  Şölende toplam 500 çocuğu sünnet ettireceklerini belirten

  Özkarslı, ''Daha sonra da toplu nikah töreni yapmayı planlıyoruz. Bu organizasyon için hazırlık çalışmaları sürüyor'' dedi.

  Konuşmaların ardından, 10 çocuk sünnet edildi. Karagöz-Hacivat ve palyaço gösterilerinin düzenlendiği şölende, Şanlıurfa'dan gelen Çekirge Saz Grubu konser verdi.
YANLIŞ TARİFE SEÇEN YANAR
  Türk Telekom'dan tarife uyarısı. 1 Ağustos'tan itibaren başlayacak 5 yeni tarife uygulamasından doğru olanı seçmek büyük önem taşıyor. Aksi halde eskisinden daha yüksek faturalarla karşılaşılabilir.

  Türk Telekom Genel Müdürü Mehmet Ekinalan, 1 Ağustos'tan itibaren uygulanacak yeni tarife sisteminde aboneleri doğru seçim için uyardı. Ekinalan, "Yanlış seçim yapan yanar. Biz bu yüzden taşrada abonelerimizin evlerine kadar gidip, kendileri için doğru tarifenin hangisi olduğunu söylüyoruz" dedi.

  Türk Telekom, abonelerinin 1 Ağustos'tan itibaren uygulayacağı 5 yeni tarifeden doğru olanı seçmesi için 'eve servis' danışmanlık yapıyor. Türk Telekom Genel Müdürü Mehmet Ekinalan, yanlış tarife seçen abonenin daha yüksek faturalarla karşılaşabileceği uyarısını yaparak, "Bu konuda çok efor sarfediyoruz. Özellikle HesaplıHATT'ı seçmesi gereken abonelerimizin, diğer tarifeleri seçmesi halinde canları yanacak. Bu yüzden taşrada elemanlarımızı bu abonelerimizin evlerine kadar gönderip, onları uyarıyoruz" dedi.

  Abonelere bu ay gönderilen faturalarda, o abonenin konuşma alışkanlığı ve miktarına göre kendisine en uygun tarife seçeneğinin de belirtildiğini kaydeden Mehmet Ekinalan, şöyle konuştu:

  "4441444 numaralı ücretsiz müşteri hizmetleri hattımızı arayanlar, kendileri için en uygun tarifenin hangisi olduğunu kolayca öğrenebiliyor. Ayrıca, kullandığımız bir yazılım sayesinde her abonemiz için doğru tarife tespit ediliyor ve bu aboneler çağrı merkezimiz tarafından otomatik olarak aranıp bilgilendiriliyor. Bunu insansız olarak yapabiliyoruz. Abone aramasını bilgisayar yapıyor ve aboneye uygun tarifeyi bilgisayar söylüyor."

  BONUS SİSTEMİ

  Yeni tarife sisteminin toplam, paket bir indirim olmadığını söyleyen Ekinalan, bu konudaki eleştirileri şöyle yanıtladı: "Bu bir bonus sistemi. Konuştukça bonus kazanırsın. Bunu açık açık söylememize rağmen şikayet ediyorlar. Ben artık 5 farklı seçenek sunuyorum. Bazı ekstrem örneklerde zam olabilir. Ben eleştirilerin hepsini önemsiyorum. Çünkü benim sunduğum hizmet, toplumun her kesimini ilgilendiren bir hizmet. Ancak, bazı sivil toplum örgütleri siyasi parti gibi davranıyor."

  Modelin, çok konuşan abonelerin indirimden daha çok yararlanmasını öngördüğünü belirten Ekinalan, ‘Biz yüzde 80 indirim derken her konuşma şeklinde yapılan indirimleri kastediyoruz, faturalara yüzde 80 indirim yansıması sözkonusu değil. Faturadaki indirim konuşma profilleriyle ilgili olacak’ dedi.

  Mehmet Ekinalan, yılbaşından itibaren abonelere beş yeni tarife seçeneğinin daha sunulacağını kaydetti. Ekinalan 1 Ağustos'a kadar tarife seçimi yapmayan abonelerin, StandartHATT'ı seçmiş kabul edileceklerini söyledi.

  Ekinalan'a göre kime hangi tarife uygun?

  Aylık fatura

  10-15 milyon TL: Eğer aylık faturanız bu miktarlarda geliyorsa ve faturanızda daha çok şehir içi aramalar ağırlıklıysa, size en uygun seçenek HesaplıHATT.

  Aylık fatura

  30-70 milyon TL: Eğer aylık telefon faturanız bu rakamlar civarındaysa sizin için en uygun tarife StandartHATT.

  Aylık fatura

  200 milyon TL: Eğer küçük bir işyeri sahibiyseniz veya evinizde telefonu yoğun kullanıyorsanız, uluslararası ve GSM aramasını çok yapıyorsanız sizin için uygun tarife seçeneği KonuşkanHATT.

  Aylık fatura

  200 milyon TL üstü: Eğer aylık faturanız 200 milyon liranın üzerinde geliyorsa ve yurtdışı ve GSM aramanız da yoğunsa size en uygun tarife ŞirketHATT.

  Özelleştirme öncesi bizi hırpalamayın

  TÜRK Telekom'un uygulayacağı yeni tarife sistemi konusunda bazı tüketici örgütlerinin açtığı iptal davaları ve tarifelerle ilgili eleştirilerin haksız olduğunu söyleyen Mehmet Ekinalan, "Özelleştirme öncesi bizi fazla hırpalamayın. Gündemimiz o kadar yoğun ki" dedi. Ekinalan şöyle devam etti:

  "Özel telefon operatörleri benim uygulayacağım indirimi eleştiriyor. Yani Sabancı kalkıp, bir başkasının daha ucuza yoğurt satmasından şikayet ediyor mu. Benim telefon tarifelerimden şikayet etmelerini anlayamıyorum. Siz de daha ucuza konuşturun ve rekabet edin."

  Tercihlerin yüzde 85'i HesaplıHATT'ı seçti

  BUGÜNE kadar toplam telefon abonelerinin yaklaşık yarısının kendilerine başvurarak tarife tercihlerini yaptığını söyleyen Mehmet Ekinalan, şöyle konuştu: "Bugüne kadar yapılan tercihlerin yaklaşık yüzde 85'i HesaplıHATT'ı seçti. Bizim tahminimiz, toplam abone sayımızın yüzde 40 kadarının HesaplıHATT, yüzde 40-45 kadarının StandartHATT, geri kalanının ise KonuşkanHATT ve ŞirketHATT abonesi olacağı şeklinde."

  Telekom'un halka satışı için üçlü konsorsiyum

  HİSSELERİNİN en az yüzde 51'inin blok olarak satışı öngörülen Türk Telekom'un finansman danışmanı belli oldu. Reuters'ın haberine göre Türk Telekom'un blok satış ve halka arzında danışmanlığı BNP Paribas, PDF Kurumsal Finans Yatırım ve Deniz Yatırım konsorsiyumu yapacak. Telekom'un hukuk danışmanlığı için de geçen hafta Cerrahoğlu Hukuk Bürosu seçilmişti.

  118'i Siemens işletecek

  TÜRK Telekom, yeni tarife düzenlemesinin ardından, müşteri hizmetlerinde de yeniden yapılanmaya gidiyor. Telekom, müşteriye kaliteli hizmet verebilmek "Call Center" oluşturarak, merkez hizmetlerini Siemens'ten almaya başladı. Yeniden yapılanma çerçevesinde tüm şehirlerdeki 118 bilinmeyen telefon servisleri kapatılarak, hizmet call centerdan verilecek. 118 servisinde çalışan personeli başka görevlere yönlendiren Telekom, call centerda teknik ve personel hizmetini Siemens'in Business Servis'inden alacak.

  Siemens'e arama başına anlaşma yaptıklarını belirten Mehmet Ekinalan, bu yöntemle kaliteli hizmeti uygun fiyata almayı hedeflediklerini belirtti. Merkezin Ankara'da hizmet vermeye başladığını, İstanbul'da da 2 ay içinde devreye gireceğini ifade eden Ekinalan, "Mali açıdan çok mantıklı, çok verimli br işletme haline geliyor. Teknik donanımı çok yüksek. Hizmet kalitesi standartı geldi" dedi. Ekinalan 118 bilinmeyen numaralar servisinde yapılan ücretlenmenin fahiş olduğu belirtilmesi üzerine, "Bu tüm dünyada böyledir. Bu hizmet normal aramalardan daha fazla ücretlendirilir" dedi.
KANSERLİ KADINA 55 TRİLYON CIKTI
  Kuzey İrlanda’da yaşayan 58 yaşındaki kanser hastası Iris Jeffrey, piyangodan İngiltere tarihinin en büyük ikramiyesini kazanarak, 20.1 milyon sterlinin (yaklaşık 55 trilyon lira) sahibi oldu. İki çocuk annesi Jeffrey, 14 Temmuz çekilişinde kazanmasına rağmen, iletine bakmayı unutttu.

  Ancak organizatörlerin kayıp talihliyi aradıklarını duyurmaları üzerine biletine bakmayı akıl ettiklerini söyleyen Jeffrey, ‘Kızlarım büyük ikramiyenin bize çıktığını söylediklerinde inanamadım’ dedi. Talih kadın, ‘Yeni bir çamaşır makinesi alarak kendimi şımartmak ve eşimle Las Vegas’a gitmek istiyorum’ diye konuştu. Üç ay önce kanser teşhisi konan Jeffrey, önümüzdeki ay ciddi bir ameliyat geçireceğini de sözlerine ekledi.
SADDAM NASIL YAŞIYOR?
  Alman Bild am Sonntag gazetesi, Saddam Hüseyin'in cezaevindeki günlük yaşantısını anlattı. Saddam nasıl yaşıyor? Cezaevinde neler yiyor ve neler yapıyor? Neleri okuyor? İşte Saddam'ın cezaevi günlüğü..

  Gazetede, ''Saddam'ın cezaevi günlüğü - Sert ağaç çubuğuyla (misvak) dişlerini fırçalıyor'' başlığıyla, gizli servis çevrelerine dayanılarak verilen haberde, Saddam'ın hücresinin 25 metrekare büyüklüğünde olduğu ve eski saraylarından birinin mahzeninde bulunduğu belirtildi.

  Saddam'ın sabahları 04.30'da kalktığı, bir yan odaya geçerek giyindiği ve bu sırada kameralar tarafından gözetlendiği kaydedilen haberde, devrik lidere her hafta bir parça sabun, bir sünger ve diş macunu verildiği, ancak kendisinin diş fırçalamak için küçüklüğünde olduğu gibi misvak kullandığı, sakalını her hafta biraz düzelttiği belirtildi.

  Haberde, Saddam'ın 06.30'da kahvaltıda yoğurt ve tost ekmeği yediği ve çay içtiği, saat 07.00'den itibaren de kendini savunmaya yönelik olarak uluslararası hukuk kitapları okumaya başladığı ifade edildi.

  Saddam'ın saat 12.00'de, kontrolden geçirilen öğle yemeğini yediği

  ve ABD'den getirilen maden sodası içtiği belirtilen haberde, Saddam'ın 12.30'da en fazla 45 dakika süren avlu içinde gezintiye çıktığı ve öğleden sonra avluda ikinci kez gezintiye çıkabildiği, gezintileri sırasında 2 Apache tipi helikopter tarafından havadan izlendiği kaydedildi.

  Bild am Sonntag gazetesinin aldığı bilgiye göre, Saddam Hüseyin'e saat 18.30'da akşam yemeği olarak hurma ve zeytin ile çorba ya da pirinç ve tavuk veriliyor. Devrik lider, daha sonra hukuk kitaplarını okumaya devam ediyor ve 21.30 ile 22.00 saatleri arasında yatağa giriyor.

  Saddam'ın Amerikalı avukatı Alice Baya, müvekkilinin, sakalının kesilmemesi konusunda gardiyanları ikna ettiğini, geleneksel olarak oğullarının ölümünden duyduğu üzüntü nedeniyle bir yıl boyunca sakal traşı olmak istemediğini söyledi.

  İngiliz gizli servisinin bir yetkilisi de, gazeteye yaptığı açıklamada, psikologların Saddam'ın intihar etmesini olası görmediklerini, ancak devrik liderin, istekleri yerine getirilmediği takdirde çok öfkelendiğini belirtti.

  ALMAN YEŞİLLERİ LİDERİ SADDAM'IN İDAM EDİLMESİNE KARŞI

  Bu arada, Alman Birlik 90/Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Angelika Beer, Saddam Hüseyin'in idam cezasına çarptırılmasına karşı çıktı.

  Beer, Bild am Sonntag gazetesine yaptığı açıklamada, ''Saddam Hüseyin'in sorumlu olduğu tüm vahşete rağmen kesinlikle idam cezasına karşıyım. Biraz işkence ve biraz öldürme hakkı olmaz. Bu nedenle biz Avrupalılar için idam cezası da işkence konusu gibi tabu olmalı. Amerikalılar her ikisini yapıyor olsa da'' şeklinde konuştu.

  Saddam hakkındaki davanın, Irak yönetimi için demokratik kurallara saygı duyulmasını göstermesi açısından önemli bir fırsat olduğunu kaydeden Beer, ''Ömür boyu hapse 'evet', idam cezasına 'hayır' diyorum'' dedi.
DÜNYA BARIŞI İÇİN URFA DAN KUDÜS E 10 BİN KİŞİ YÜRÜYECEK
  İstanbul'daki bazı basın kuruluşlarına gönderilen bir faxta "Dünya barış komitesi adı altında katılım yapmak isteyen tüm sivil toplum örgütlerini kabul edecek olan ve Hz. İbrahim peygamberin doğduğu (Ş.URFA) makamdan dinlerin merkezi olan Kudüs’a kadar 1000 Km’lik yol ve 40 günlük 10 bin kişinin katılacağı bir eylem yapılacaktır.

  Bu çağrı dünya halkına din, dil, ırk, cinsiyet ve yaş gözetmeden mazlum Filistin halkının mağduriyetini dünya gündemine taşımak için yapılacaktır." bildiri dağıtılarak,

  böyle bir organizasyon yapılacağı duyuruldu.

  Bu kadar büyük bir organizasyon için maddi kaynak olması gözönüne alındığında araç, yemek ve ulaşık gibi sorunların nasıl çözüme kavuşacağı merak konudu oldu.

  Bildiride "

  Barış yürüyüşümüz meskun mahallelerde yayan yol boyu motorize (minibüs) olmak üzere yaklaşık günde 75 km yol gidilecektir. Barışa yolculuk 18/07/2004 Pazar günü Şanlıurfa’da başlayacaktır. 18/08/2004 Çarşamba günü (3 ayların başlangıcı) Kudüs ziyaretiyle hedefe ulaşacaktır, 3 günlük KUDÜS ziyaretinden sonra 21/08/2004 tarihinde geri dönüşe, 28/08/2004 tarihinde Şanlıurfa’da Dergah ziyaretiyle eylemi bitirecektir.

  KATILIMCILAR

  Her ilden bir bedensel engelli, her ilden bir görme özürlü , Ankara belediyesinden mehter takımı, Mevlevi Vakfından Semazen davet edilecektir. Dünya halkına katılım çağrısı yapılarak her ülkeden katılım istenecek.

  KONTENJAN

  Bedensel engelli100 kişi

  Görme engelli100 kişi

  Semazen, Mehteran 100 kişi

  Yabancı uyruklu 1.000 kişi

  Özel davetli100 kişi

  7-12 yaş grubu100 kişi

  12-18 yaş grubu500 kişi

  60 yaş üstü500 kişi

  Bayan grubu500 kişi

  Diğer katılım 7.000 kişi

  Toplam 10.000 kişi

  olarak tasarlanan bu grubumuz tek tip elbise ve tek tip ayakkabı giyecektir. Alnına bağlanacak olan “savaşa hayır” yazılı alın bağı ve boynuna takılacak olan “Filistin’deki Vahşet fotoğrafları” ile yürüyecektir.

  Tarihin seçimi okulların tatil olması yazın sıcak dönemine denk gelmesi gece kampına müsait olması nedeniyle tercih edildi.

  YARDIM KAMPANYASI

  5 adet tam donanımlı Ambulans ve içine her türlü acil yardım ilaçlarıyla doldurulacak. Bu ilaç ve ambulanslar Filistin halkına hibe olarak verilecektir. Duyarlı yardımseverlerden gelecek olan yardımlar.Yardımseverin isteği doğrultusunda değerlendirilecek.

  YOL GÜZERGAHI :

  Şanlıurfa (Türkiye) Şam(Suriye)

  Akçakale (Türkiye) Dara(Suriye)

  Alraggah (Suriye) Beyrut (Suriye)

  Halep (Suriye)Amman(Ürdün)Hamah (Suriye) Ramallah

  Humus (Suriye) Tel-Aviv

  Annabk (Suriye) Kudüs
IRAK TAN DÖNEN URFALI GAZETECİ FERHAT ÖZER IRAK I ANLATTI
  IRAK’TA GAZETECİ OLMAK...

  İHA MUHABİRİ FERHAT ÖZER'İN IRAK İZLENİMLERİ...

  ÇATIŞMANIN ORTASINDA KALDIĞIMIZ GÜN, ÖLÜMÜ HİSSETTİK

  PETROL ZENGİNİ IRAK'TA KÜRT-Şİİ VE ARAP GERGİNLİĞİ

  İŞYERİ YAĞMALANAN YAHYA ABDULLAH:

  "PATLACININ ÜZERİNDE OTURUYORUZ VE FIÇININ ALEV ALARAK TÜM BÖLGEYİ HAVAYA UÇURMASI AN MESELESİ"

  IRAK'TA ŞİİLER VE SUNNİLER BİRLEŞTİ, ŞİMDİ IRAK'TA TEK SES CİHAD ÇAĞRISIDIR

  IRAK'TAKİ SALDIRILARIN ARKASINDA SURİYE VE İRAN OLDUĞU İDDİA EDİLİYOR

  FERHAT ÖZER

  - O günün üzerinden bir yıl geçti. Ancak Irak, istikrardan da özgürlükten de hala çok uzak. Aradan geçen zamanda bazı gelişmeler de yaşandı. Uzun tartışmaların ardından geçici anayasa konusunda uzlaşma sağlandı, önümüzdeki yıl serbest seçimlerin yapılması karara bağlandı. Diğer yandan ise koailasyon güçleri her gün saldırılara hedef oluyor. Ülkede güvenlik hala sağlanabilmiş değil. Iraklıların günlük yaşamlarında da yadedilen iyileşme gerçekleşmedi. Irak adeta Ortadoğu'nun Kurtlar sofrası haline geldi.

  IRAK'TA GAZETECİ OLMAK

  Tarih 23 Şubat 2004. Güneyin incisi Silopi'den, Habur sınır kapısına giderken yolda oluşan araç kuyruğu 25 kilometreyi buluyordu. Yaklaşık 4 saatlik bir beklemenin ardından polis eskortu tarafından konvoydan çıkarılıp Habur sınır kapısına vardık. 30 kilometrelik yolu yaklaşık 4,5 saat gibi bir sürede geçtik. Gümrük kapısında yapılan işlemlerin ardından nihayetinde Irak'a geçiş yaptık. Kürt peşmergeler bizi kapıda hoş geldin çayı ile karşıladılar. Meğerse Kuzey Irak'a geçen misafirlere bol şekerli bir bardak çay ikram ediliyormuş. Bu da onların geleneğidir. Kuzey Irak'ın Halil İbrahim kapısından Dohuk, ardından Musul ve Erbil'e 3 saatlik bir yolculuğun ardından vardık. Kuzey'de gazetecilik yapmak biraz daha iyi şartlardadır. Zaman zaman Kerkük'te yaşanan Kürt-Arap-Türkmen çatışmasının haricinde önemli olaylar lanse olmuyordu. Erbil'e ulaştıktan sonra ilk haberimiz Osman Öcalan ile ilgili oldu. Osman Öcalan ve 100 kişilik grubun ABD'li askerlere teslim olduğu haberi Türkiye'nin Dışişleri Bakanlığı'nı da harekete geçirmişti. Gecenin bir saatinden apar topar Musul kentine gittik. ABD'li askerlerin kaldığı komuta merkezi telefon ile aradık ve durumu kendilerine anlattık. Bize söylenen "İsim veremem ama 100 kişiye yakın bir grup yanımıza geldi biz onları Bağdat'a gönderdik. Olayın ayrıntısını Bağdat'tan öğrenirsiniz. Gece sat 24.00'ü bulduğunda Musul'dan Erbil'e geri döndük. Sabahın ilk ışıkları ile birlikte 1992 yılında Birleşmiş Milletler güvencesi altında Türkiye'den Kuzey Irak'ın Mahmur mülteci kampına gönderilen vatandaşlarla görüşmeye gittik. Kampın içerisinde Abdullah Öcalan'ın fotoğraflarının asılması dikkatimizi çekti. Kampın bir yetkilisi yanımıza gelerek, Türkçe "Hoş geldiniz" dedi. Kendilerine Osman Öcalan'ı sorduk. Verilen cevap ise, "Uzun zamandır Osman Öcalan'ı göremiyoruz" oldu. Mahmur kampından çıkarak tekrar Musul'a hareket ettik. Sonra bize bir telfon geldi. Osman Öcalan'ın yerine bilen bir kişi "Çabuk gelin Osman Öcalan'ın bürosunu buldum" Bize telefondan belirtilen yere gittiğimizde Osman Öcalan'ın çok yakın dostlarından birisi ile karşılaştık. Gayet iyi karşılayan grup, PKK/KADEK/KONGRA-GEL içerisinde Muhafazakarlar ile Reformcular arasında arabuluculuk yapan kişiymiş. Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi (KDÇP) sözcüsü Osman Öcalan ile o tarihte değil, başka bir tarihte görüşme sözünü bize verdi. Osman Öcalan ile görüşme beklerken, Osman ve Öcalan’ın tekrar Kandil Dağı’na geri dönerken, çatışmaya girdiği haberi geldi. Parti içerisinde Karayılan’ın arabulucuk yaptığı ve İmralı’da Abdullah Öcalan’ın talimatları doğrultusunda barış sağlanıp Osman Öcalan’ın Kandil dağında kalması kararlaştırılmıştı.

  HALEPÇE KATLİAMININ YAPILDIĞI HALEPÇE KENTİNDE 3 SAAT GÖZALTINDA KALDIK

  1988 yılında Irak lideri Saddam Hüseyin tarafından atılan Hardal gazından yaşamını yitiren 5 bin kişinin bulunduğu kente hareket ettik. Halepçe'de büyük bir anma etkinliği yapılacaktı. İngilizlerin sivil yöneticisi Pool Bremer, KYB lideri Celal Talabani ve KYB Başbakanı Bahram Salih gibi isimler katılacaktı. Halepçe kentine 10 kilometre kala peşmergeler bizi yolda durdurarak "Sizleri kalacağınız Kaymakamlık misafirhanesine götüreceğiz" dediler. Kaymakamlıkta 10 dakika bekledikten sora bu defa peşmergelerin bulunduğu karargaha götürüldük. Peşmergelerin komutanının toplantıda olduğu belirtildi ve yaklaşık 3 saat bekledik. Meğerse o süre zarfında gözaltındaymışız haberimiz yok. En sonunda isyan bayrağını çekerek, bir yetkili ile görüşme talebinde bulunduk. Nihayetinde karşımıza bir yetkili çıktı ve yolda bizi çevirmekte olan peşmergelerden kıçtığımızı söyledi. Böle bir olayın gerçekleşmediğini söydedim. Yetkiliye, "Türkiye'de Kürtlerle-Türkler arasında böyle problemler olmuyor. Hangi Türk, hangi Kürt'ün evinin kapısına gecenin bir yarısında çalıp bir bardak su ile bir parça kuru ekmek istesen misfarperverliklerini gösterirler dedim. Bu söz biraz ağırlarına gitti. "Biz misafirperver değil miyiz" dedi. Kimliklerimiz ve alındı ve Süleymaniye kentinde sorgularımız yapıldı. Peşmergelerden kaçtığımız iddiası da asılsız kaldı. Bizleri misafir eden peşmergeler sabahın ilk ışıması ile birlikte aracımızı aradılar ve törenin yapılacağı alana götürdüler. Çalışmamız esnasında kimsenin zorluk çıkarmaması için de çalışma izni verdiler. Kuzey Irak'ta yaklaşık bir ay rahat bir çalışma ortamı bulduk.

  IRAK'TA BİR AY SONRA SİLAHLI SALDIRIYA UĞRADIK

  İlk aydan sonra Felluce'de çatışmalar başladı. İstanbul İHA merkezden gelen bir telefon ile kendimizi Bağdat'ta bulduk. Çatışmaların ilk gününde Felluce kentine giremedik. İkinci gün Felluce'ye giderken, Ebu Garip cezaevi yakınlarında bir yerde silahlı saldırıya uğradık. Kilometre hızımız 12-130 arasıydı. Sol taraftan bir silah sesi duyduk ve ardından aracımızın ön camının kırıldığını gördük. Ön camın şiddetli patlaması ile sıçrayan cam parçaları el ve dizime isabet etti. Neyse ki ufak tefek sıyrıklarla atlattık. Yolumuza devam etmek isterken, merkez bize geri dönün talimatını verdi. Aynı gün Bağdat'a gelerek orda beklemeye başladık. Aynı gün telsizden bir anons geçti. Felluce yolunda bir ABD askeri araca saldırı düzenlenmiş. Ben, kameraman Murat Şahin ve tercümanım Tahir Cuma ile birlikte olay yerine hareket ettik. Olay yerine yaklaşık yarım saat sonra vardık. İtfaiye otoban üzerindeki aracı söndürüyordu. Bir iki dakika görüntü aldık. Ardından neye uğradığımızı şaşırdık. Çok şiddetli çatışmalar başladı. Herkes bir tarafa koşuyordu. Ben ve tercümanım ABD tankının yanında kaldık. Bütün gazeteciler olay bölgesinden çıkmıştı, ben ve tercümanımın dışında. Kaçmaya çalıştıkça batıyorsun, saklandıkça korkuyorsun. Bir ara çatışmalar 3 dakika durdu. Ben haberi telefon ile geçerken, yaklaşık 20 metre yürüdüm. Ayrıldığım yere bir bomba düştü. Benim önümde tercümanım Tahir Cuma duruyordu. Bomba ve asfalt parçaları tercümanımın ayağına isabet etti. Tek gördüğüm şey, yere yığıldığı ve bir ABD askerinin tercümanımın üstüne yürümesiydi. Çünkü ABD askerlerinin psikolojisi tamamen bozulmuş. İlk aklıma gelen şey tercümanımı silahla tarayacaklar olmasıydı. Neyseki yanılmışım. Tercümanıma ilk müdahaleyi ABD askeri yaptı. Orada bir araca bindirerek tercümanımı hastaneye kaldırdılar.

  NİHAYETİNDE FELLUCE'YE GİRDİK

  Bir gün içerisinde yaşadığımız 2 olayın ardından Felluce'ye germeyi başardık. Orada sünnilerin Fetva Kurulu Başkanı camide kalmamızı önerdi. Felluce'yi gündüz gözü ile dolaştık ve camilerin emniyetli bir yer olmadığını gördük. Çünkü Felluce'de en çok bombalanan yer camilerdir. Biz de bir ev kiraladık. Merkez bizden kaldığımız yerin yani canlı yayın aracının ve uydu telefonumuzun koordinatlarını istedi. Meğerse koordinatlarımız ABD askerlerine verilecekmiş. Nedeni ise gece bombalama sırasında kaldığımız yere saldırı yapılmasın. Havanın kararması ile birlikte silah sesleri, bomba seslerine karıştı. Tek gördüğümüz şey etrafımızdan geçen merminin gece saçtığı ışıklardır. 3 gün boyunca çatışmaların arasında kaldık. ABD askerleri ile Sunniler anlaşmaya vardı ve ateşkes ilan edildi. Tam 9 gün Felluce'de kaldık. Bizim işimiz de bitmiş sayılırdı. Akşam saatlerinde gelen bir telefon geldi. İşimizin bittiği ve Nasirye kentine geçmemiz söylendi. Nasırye'de ilk geceyi çöl ortasında kurulan İtalyan askerlerinin çadırında geçirdik. Geceleyin oraya direnişçiler tarafından saldırı yapıldı. Bir gün orada kaldıktan sonra benim Samava kentine geçmem söylendi. Akşam saatlerinde taksi ile Samava kentine geçtik. Canlı yayın aracımızdaki arkadaşlar gece saat 22.30'da Hollandalı gazetecilerin canlı yayın yapacağını ve oraya gideceklerini söylediler. Ben gitmedim. Çünkü benlik bir iş yoktu. Ben evde kaldım. İr ara elektrikler gitti. Ben de o sırada bahçede oturuyordum. Evimizin çok yakınında bir patlama sesi duyuldu. Ardından silahlar susmak bilmedi. Her taraf adeta savaş alanına dönmüştü. Canlı yayın aracı Hollanda birliğine gittiği için yanımda kamera da yoktu. Evin üst bölümüne çıkarak çatışmayı izledim. Irak'ta kaldığım süre içerisinde ilk kez elimde kamera ve fotoğraf makinası yoktu. Biraz da çatışmayı haberci gözüyle değil vatandaş gözü ile izledim. Çatışma yaklaşık 10 dakia sürdü. Sonra yerine sessizliğe bıraktı. Gecenin ilerleyen bir saatinde araç sesi duydum. Bizim arkadaşlar geri dönüyordu. Eve yaklaşık 30 metre kala tekrar çatışma başladı. Evin kapısını açarak aracı içeri çekmek isterken, ekip arkadaşımız aracı silahlardan korumak için duvara vurdu. Apar topar içeri girdiler. Çatışmaların akası kesilmiyordu. Yaklaşık 15 dakika kadar sürdü ikinci çatışma. Herkes üzerindeki şoku atmak istiyordu. Sonunda çatışma kesildi, biz de derin bir nefes almış olduk.

  Sabahın ilk ışınları ile birlikte Bağdat'a hareket ettim. Çünkü artın benim Türkiye'ye gelme zamanım gelmişti.

 

  6,5 SAATLİK GÖZALTIDAN SONRA IRAK'TAKİ GÖREVEMİZ BİTİYOR

  Irak'ın güneyinden Kuzeyine doğru gelirken, Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği denetimindeki Kerkük kentine bağlı Taavuk ilçesinde ICDC polisleri tarafından yolda yapılan kontrollerde 6,5 saat gözaltına alındık. Irak'ta 1 aydan fazla kalamayacağımızı belirten ICDC polisi Muhammed Hüseyin, İHA ekibinden 3 kişiyi gözaltına alarak adliyeye sevkedileceğimizi söyledi. Hakim karşısına çıktığımızda bize ilk söylenen, "Gidin işinizi polis merkezinde çözün. Bana kalırsa sizi tutuklamak zorunda kalacağım ve 10 gün cezaevinde yatarsınız. Bu da diplomatik krize neden olur. Saat 18.00'e kadar sorununuzu çözün ve karşıma gelmeyin. Gelirseniz sizleri tutuklarım" dedi.

  ICDC polisi tarafından tam 6.5 saat gözaltında tutulduk. Olayı duyan Kerküklü Türkmenler akın akın polis merkezine geldi. Kerkük'e bağlı Taavuk Irak Türkmen Cephesi başkanı Ali Cafer'e göre, ICDC polislerinin amacı bizleri bir terörist saldırının pençesine düşürmekmiş. İsimlerimizi alan Ali Cafer, nöbetçi polislere "Bu Türk gazetecilere bir şey olursa sorumlusu sizsiniz. Bunları kesinlikle mahkemeye çıkarmayacaksınız ve saat 18.00'e kadar serbest bırakacaksınız. Aksi halde durumu uluslararası platforma taşırız"

  Gözaltında kaldığımız süre içerisinde Irak Türkmen Cephesi durumu ABD'li askerlere bildirdi. Polis merkezine gelen bir ABD askeri pasaportlarımızı kontrol etti ve hiçbir eksiğin olmadığını söyledi. Serbest bırakılmamızı isteyen ABD'li komutana, ICDC polisi, "Efendim bunlar Türkiye'den gelmiş ve uzun zamandır buralarda dolaşıyorlar" dedi. ABD'li komutan ise bir an önce serbest bırakılmamız için talimat vererek polis merkezinden ayrıldı. Aradan geçen yarım saatlik bir zamandan sonra ICDC polisi Muhammed Hüseyin nezarette yanımıza gelerek güzel Türkçe konuşmasıyla, "Afedersiniz, kusura bakmayın" diyerek bizi serbest bıraktı.

  Yani artık Irak Irak değil. Irak terörün, şiddetin, rantın, çatışmanın olduğu bir ülkedir. Irak artık Kurtlar sofrasının yeridir.

  IRAK'TA İNSANLAR BİR FIÇI PATLAYICI ÜZERİNDE OTURUYOR

  Petrol zengini Irak'ta Şii koailasyon güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanırken, Kürt-Şii çatışmasının an meselesi olarak yorumlanıyor. Irak'ın Kerkük kenti sakinleri ise Şii, Türkmenler ve Kürtler arasında her an şiddetin baş göstermesinden korkuyorlar.

  Kerkük'te işyeri Kürt bir grup tarafından yağmalanan Yahya Abdullah, "Bir fıçı patlayıcı üzerinde oturuyoruz ve fıçının alev alarak tüm bölgeyi havaya uçurması an meselesidir" diye konuşuyor.

  Uzun zamandır Kürtler ve Türkmenler arasında devam eden anlaşmazlık, binlerce Şii milisin son dönemde Türkmenleri ve Arapları da yanlarına alarak bölgede bir mezhep çatışmasına dönüştürdü. Irak'ın önde gelen din adamı Ayettullah Ali Sistani ve Mukteda El Sadr tarafından yönlendirilen Şiiler, Irak topraklarını korumaya kararlı olduklarını söylüyorlar.

  20 MECLİS ÜYESİ İSTİFASINI VERDİ

  Irak Milli Türkmen Partisi başkan yardımcısı Cemal Şen, Kerkük'te Türkmen ve Arap meclis üyelerinden 20 kişinin üyeliklerini dondurduklarına dikkat çekerek, "Meclis üyeleri can güvenlikleri olmadığı için, üyeliklerini dondurdular. Türkmen ve Arap kenti olan Kerkük, Kürtleştiriliyor. Burada kanların akması değil barışı istiyoruz" dedi.

  Kürt bölgesi olan Rahimawa'da esnaf olan Nejat Jumaa, "Şiilerin haklarımızı inkar etmeye hakkı yok. Babam Saddam tarafından öldürüldü. Kerkük kan gölüne dönüşse de Kerkük'ü bırakmayacağız"

  10 MİLYAR VARİLİ BULAN REZERV

  Kerkük'ün sorunlarının temelinde kimin nüfusun çoğunluğuna sahip olduğu ve dolayısıyla şehri ve petrol zenginliğini yönetme hakkının kime ait olduğu sorusu yattığını belirten bölge insanı, belirlenmiş rezervleri 10 milyar varili bulan Kerkük'ün, Kuzey Irak'ın en büyük petrol sahası olduğunu söylediler. Bölgede Türkmen, Kürt ve Şiiler çelişkili ifadelerle nüfus çoğunluğuna sahip olduklarını söylüyorlar. Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) Kerkük şubesinin başkanı Celal Jawhar, "Kürtler nüfusun üçte ikisini oluştururken, kalan üçte birini Türkmenler, Asuriler, Yahudiler ve Araplar oluşturuyordu" diyor. Iraklı Türkmen kadınlardan Safiye Bayraktar ise, Kerkük'te haklarının Kürtler tarafından verilmediğini belirterek, "Bölgede 3,5 milyon Türmen var, bunun 1,5 milyonu kadındır. Kürtler bizi buralarda yok etmek isteyerek nüfusumuzu 750 bin olarak gösteriyor" diye konuşuyor. Ancak Irak Türkmen Cephesi'nden bir yetkili KYB'nin açıklamasına karşı çıkıyor ve "Abartmak istemem ama Türkmenler Kerkük'te nüfusun yüzde 60-65'ini oluşturuyor" diyor.

  Kerkük'te bulunan Türkmenler ve Kürtler, "Önümüzdeki aylarda yapılması planlanan nüfus sayımı söz konusu anlaşmazlıklara bir son verebilir ancak, muhtemelen ilişkiler ondan sonra da soğuk olmaya devam edecektir" dediler.

  Kürtler, Şiilerin Kerkük'e gelişini kışkırtıcı bir gösteri olarak görüyorlar. Şii yetkililer ise, Kürtlerle çatışma gibi bir niyetlerinin olmadığını söylüyorlar. Şiilerden Seyid Abdel Fettah El Mussawi, "Biz müslümanız ve ordumuz var. Ordular güçlerini göstermek için yürüyüş yapmak zorundadırlar. Ancak Kerkük'te yapılan yürüyüşleri güçlerimizi göstermek için yapmıyoruz. Bunu Kürtlere karşı da gerçekleştirmedik. ABD'liler göz göre göre Kürtleştiriyor. Onlar için yaptık" şeklinde konuşuyor.

  IRAK'IN ANAHTARI ABD'DİR

  Irak'ın geleceğinin anahtarı, ne isyancı Sünni merkez, ne de huzursuzluğun giderek arttığı Şii güneydir; anahtar, Amerikan politikasının en başarılı olduğu ve Kürtlerin kontrolünde bulunan kuzey bölgedir. Canlı bir sivil toplumu, bağımsız gazeteleri ve kamu yaşamında kadınlar için Irak'ın diğer bölgelerinden daha fazla fırsatlar var. Ekonomik açıdan yeniden yapılanma çalışmaları hızla ilerliyor; pazarlar hareketli, temel mallar ve hizmetlere rahatlıkla ulaşılabiliyor.

  Irak'ın kuzeyi henüz şiddetten arınmadığı doğru, bu yıl çeşitli terörist saldırılar yaşandı, ancak Irak'ın diğer bölgeleri ile karşılaştırıldığında, burası barışın hakim olduğu bir bölge. Kürtler için kaygı verici olan, Irak'taki kargaşanın artık meşhur "Sünni üçgeni" ve onun yabani kentleri, Felluce, Ramadi ve Tikrit ile sınırlı olmayıp Şii bölgelerinde de kök salması. Bu noktada da, ABD, Irak'ı, Şii çoğunlukla işbirliği halinde olduğu sürece bir arada tutabilir savı öne çıkıyor. Ne var ki balayı sona eriyor.

 

  ABD, BM'NİN BARIŞ İÇİN YARDIM ELİNİ UZATMASINİ BEKLİYOR

  BM'yi gözardı ederek savaşa giren George W. Bush, şimdi Kasım seçimleri yaklaştıkça, ümitsizce BM'nin barış için yardım elini uzatmasını bekliyor. Ayrıca, Amerikalı seçmenlere ilerleme kaydedildiğini göstermek için evin anahtarlarını 30 Haziran'da bir Irak hükümetine devretmeye de hevesli.

  Kürt liderler, Şiiler ile varılacak bir anlaşmanın, Kürtlerin kabul edilebilir şartlarla Irak'ta kalmasını mümkün kılabileceğini umuyor. Kendi devletlerinin hayalini kurmakla birlikte, uygulanabilirliği nedeniyle özerklikte karar kılmış olan Kürtlerin en büyük destekçileri Amerikalılar bile çok açık nedenlerden ötürü bu hayalin gerçekleşmesine izin vermeyecektir.

  Irak'ın bölünmesi, bağımsız bir Irak Kürt devletinin kendi 12 milyon Kürdünü cezbetmesinden çekinen Türkiye'yi öfkelendirecek; dahası Washington'un birleşik ve demokratik bir Irak hayali de suya düşürecektir. Bu da, şu anda yönetimin, herhangi bir kitle imha silahı bulunamasa da- birleşik ve bağımsız bir Irak'ın, savaşı haklı çıkaracağı savını da çürüterek, Bush için daha da büyük bir problem olacaktır.

  Kürt liderler tüm bunların farkında ve bağımsızlık seçeneğinin de riskli bir hamle olduğunu biliyorlar; ancak Irak hızla düşmeye devam ederse, inişin ne denli korkutucu olduğunu göreceklerdir.

  ŞİİLERLE ANLAŞMA ZOR GÖRÜNÜYOR

  Şiilerle anlaşma son derece güç görünüyor. Genç delifişek din adamı Mukteda el Sadr bir İslami devlet istiyor, işgali lanetliyor ve ordusu el Mehdi'yi işgal gücüne karşı seferber ediyor. Ayetullah Ali Sistani kadar popüler ve saygın değil, ama Sistani'yi de, Irak için önerilen anayasaya, özellikle de azınlıklara söz hakkı verilmesini öngören hükümlerine karşı sert bir tutum almaya zorladı. Sistani, yeni yetme rakibinin kendisini gölgelemesine izin vermek niyetinde olmadığından, Kürtler Şiilerle bir uzlaşmaya varmayı daha güç bulacaktır. Üstelik, Kürtler, kaosa sürüklenen Irak'ta kalmayı seçerse, katı bir sınır denetimi uygulayamayacak, dolayısıyla da Kerkük ve diğer Kürt kentleri de, Irak'ın gerisi ile aynı ölçekte şiddete sahne olacaktır.

  Korkunç Saddam rejiminin ellerinde onlarca yıldır yaşadıkları işkence, toplu infazlar, tehcir ve kimyasal saldırıların ardından, Kürtlerin şimdi kendi kaderlerini belirleme gibi bir şansları var. Şimdiye dek bir Amerikan senaryosuna göre hareket ettiler; ama şimdi üç olasılık var: Ya yıllarca şiddetle sarsılacak bir Irak, ya Şiilerin hakimiyetinde bir Irak ya da parçalanmış bir Irak. İlk iki

  olasılık, Kürtlere daha kötü bir yaşam sunacaktır, ama üçüncüsü de tehlikeli. Şu da var ki, tırmanan karmaşa, bu olasılık üzerinde düşünmeyi giderek daha da gerekli kılıyor.

  Hiçbir Kürt lider, açık açık söylemeyecektir, ama Irak'taki kargaşa daha da kötüye gider ve ABD kontrolü yitirirse, Kürtler ayrılıkçı düşünceler, ayrılıkçı eylemleri doğuracaktır. Ülke parçalara ayrılır: Kürt kuzey, Sünni merkez ve Şii güney. Bush yönetiminin Orta Doğu'nun çehresini değiştirecek bir demokratik Irak planı da, tarihin çöplüğüne gömülür.

  KÜRTLER, KUZEY SIĞINAKLARINDA IRAK'TAKİ KAOSU İZLİYOR

  Irak'ın Kürt bölgesinden bakıldığında, Irak'ın güneyindeki kaos, komşunun evinde şiddetle devam eden bir yangın gibi görünüyor: Henüz yanmıyorlar ama yanacak olma korkusuyla rahatları kaçıyor.

  Güneyde, Sünni Arap kenti Felluce, Necef ve Kerbela'ya yönelik ABD'nin şiddetli saldırıları ve ortalığı karıştıran Şii din adamının takipçileriyle süren çatışmalar. Saddam Hüseyin devrildiğinden beri görülmemiş bir boyutta kan dökülmesine neden oldu.

  Çatışmalarda yüzlerce Iraklı hayatını kaybetti ve Irak'ın işgali sırasında ölenlerden çok daha fazla Amerikalının öldüğü öne sürülüyor. Bu olaylar ayrıca, Washington'un, işgal haziran ayı sonunda resmen sona ermeden önce kurmak istediği Irak güvenlik güçlerinin güvenilirliğine ve uyumuna da zarar verdi.

  KÜRTLER NÜFUZLARINI ARTIRMAK İSTİYOR

  Söz konusu olaylar ayrıca, nüfuzlarını daha artırmak isteyen Kürtlerin de, toprak amaçlarından rahatsız olan ve onları Felluce kuşatmasına yardım etmekle suçlayan Arap çoğunluğuyla birlikte bir bedel ödeyip ödemeyeceklerini merak etmelerine neden oldu.

  Erbil'de işçi Muhammed Yusuf, "Araplar için durum ne kadar kötüleşirse bizim durumumuz da kötüleşiyor, çünkü bizim sınırlarımızdaki sorunlar hiç bitmiyor"

  ABD ordusu ve işgal yönetimiyle birlikte çalışan Kürt liderler kuzeyde bir serbestliğe sahipler ve burada asgari düzeyde bir ABD askeri varlığı mevcut. Kürtlere göre bu ilişki onları, Washington'un Felluce'deki isyancıları yönlendirmekle suçladığı, "teröristlerin" saldırılarının hedefi haline getiriyor. KDP'den üst düzey yetkili Safeen Dizayee, "Bu derece istikrarlıyız çünkü tek bir siyasi liderlik ve tek bir güvenlik komutası var" diyor.

  Dizayee, şubat ayında gerçekleşen ve KDP'nin ve diğer Kürt grubun Erbil'deki karargahlarında 100'den fazla kişinin ölümüne neden olan intihar saldırılarının, Kürtleri, ABD kuklası olarak görenlerin ve Araplarla aralarında gerilim yaratmaya çalışanların hedefi yapacağının kanıtı olduğunu söyledi ve ekledi: "Bu kolay değil. Bu unsurların sızabileceği sınırlar açıldı ve buna karşı koymak zorundayız" diye konuştu.

  Kürt peşmerge savaşçılarından sorumlu KDP bakanı gibi Dizayee de, ABD ordusunun -Kürtleri de kapsayan- yeni Irak ordusu birimlerini gönderdiği Felluce'deki olaylarda Kürtlerin herhangi bir rolünün bulunmadığını belirtti. Saldırı, Arap karşıtı çıkarcılar olarak görülen Kürtlere karşı öfkenin artmasına neden oldu ve daha fazla otonomi ve siyasi iktidar elde etme çabalarına karşı olan Araplarla barış içinde birlikte var olma olasılıklarını daha da azalttı.

  KÜRT DENETİMİNDEKİ BÖLGELER, TÜRKİYE'DEN GELENLERE SICAK BAKMIYOR

  Irak Kürdistan Demokratik Parti (IKDP) denetiminde bulunan Erbil, Selahaddin, Dohuk, Zaho gibi iller ve Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) denetiminde bulunan Süleymaniye, Çemçemal ve Kerkük kentinde Kürtler Türkiye'den gelen yatırımcılara sıcak bakmıyor. Çünkü Türklerin bu bölgelere yerleşmesi kendilerini rahatsız ediyor. Celal Talalabi bile Londra'da yaptığı açıklamasında "ABD'nin Irak'tan çekilmesini istemiyoruz. Çünkü ABD çekilirse komşularımız, özellikle de Türkiye bizi rahatsız eder" sacını benimsiyor. Bu da 2 ülke arasındaki vatandaşları oldukça rahatsız ediyor.

  GÜNEY'DE ÇATIŞMALAR ŞİDDETLENİYOR

  Irak'ın güneyinde koailasyon güçleri ile Sunni ve Şiiler arasında çatışmalar her geçen gün şiddetini artırıyor. Koailasyon güçlerinin "olmazsa olmaz"ı Şiilerin kutsal kenti Necef ve Kerbala'ya kadar sıçradı. Önceleri Şii ve Sunnileri karşılarına almak istemeyen ABD, en son olarak Felluce'deki çatışmalarda geri adım atarak kentten çekilmeyi kabul ederek anlaşmayı imza altına aldı. Felluce'de biten çatışmalar şimdileri Ncef ve Kerbela kentinde şiddetlenirken, ABD bu üçgen garasından çıkmanın yollarını arıyor. Birleşmiş Milletlerin bir an önce Irak'a girmesini isteyen ABD, bu savaşın Afganistan savaşından daha zor geçeceği düşüncesine kapıldı.



Datenschutzerklärung
Kostenlose Webseite von Beepworld
 
Verantwortlich für den Inhalt dieser Seite ist ausschließlich der
Autor dieser Homepage, kontaktierbar über dieses Formular!